İslam Masonluğu
Haluk Hepkon adlı yazar 'Jön Türkler ve Komplo Teorileri' başlıklı bir inceleme kitabı kaleme almış. Komploculuğa karşı aslında komplo kitabı yazmış. Kitap sanki komplolarla alakalı Yahudilerin sahasını aklama kitabı. Son yıllarda 'Ergenekon her yere kon' diye bir tekerleme türetilmişti. Kitapta da entrika ve komplo Yahudilerden başka her yere ve yöne konduruluyor. Yahudilerden başka her kes komplo yapar demeye getiriliyor. Zaten kitabın içindeki satırlarda açıkça bu var. Yahudilerin komploları komplo üreticilerine haml ve mal ediliyor. Bununla birlikte incelemenin bir gayret ve çaba ürünü olduğunu söylememiz gerekir. Bununla birlikte, yorumlarla bilgilerin değeri düşürülmüş etkisi kırılmış. Kitapta kullanılan bilgilerin dışında yazarın ana tezinde ve yorumlarında tutarsızlık var. Bununla birlikte, kitapta serpiştirilmiş kayda değer bilgiler var. Bunlardan birisi de masonlukla alakalı. İttihatçıların masonlukla içli dışlı oluşları malum bir keyfiyettir. Hatta Yahudilerle ve onun dışında Siyonistlerle içli dışlı oluşları da bir gerçektir. İkinci Abdulhamit Han'a ha'l edildiğini tebliğ eden heyet içinde Yahudi, Mason ve İttihatçı Emanuel Karasu'nun olması bir tesadüf eseri olamaz. Karasu, Jön Türklerin ileri gelenlerinden birisiydi. Meselenin masonluk şıkkına gelecek olursak: İkinci Meşrutiyet'in ilanından sonra Şura-yı Al-i Osmani kurulmuş ve başına Müfettiş-i Umum-i Azam sıfatıyla Talat Paşa getirilmişti. Talat Paşa bu girişimiyle diğer Müslüman ülkelerle dayanışma için bir 'İslam masonluğu' kurulmasını murat etmiştir. Ondan önce de ihtilalci bir mizaca ve fikri yapıya sahip olan Cemaleddin Afgani de Mısır'da Fransız ve İngiliz etkisinden azade yerel ve milli bir mason kulübü veya mahfili kurmuştur (Mimar Sinan, 2003, no: 127, s: 38).
19'uncu yüzyıl, kimi ulemanın da gevşeme sonucunda masonluğa merak saldığı bir dönemdir. Erzurum asıllı bir asker olan Mehmet Arif Bey Binbir Hadis kitabında bazı ulemanın mason mahfillerinde nasıl zangoçluk yaptığını esefle yad eder. 1885 yılında Osmanlı Devleti Fevkalade Komiserliği ile Mısır'a atanan Gazi Ahmet Muhtar Paşa'nın maiyetinde başkatiplik görevi ile Kahire'ye giden Mehmet Arif Bey'in Mısır'da basılmış iki eseri vardır: "Başımıza Gelenler" ve "Binbir Hadis-i Şerif Şerhi". Mehmet Arif Bey Mısır'da bulunduğu sırada ulema ile masonluk ilişkileri konusunda iyi bir gözlem yapmıştır.
İttihatçılar İslam tarihinde bir kavşak noktasını temsil ederler. İslam tarihinde birkaç kavşak noktası vardır. Halefa-i Raşidin ile Emevi siyasi anlayışına geçiş süreci hicri 41 ile 59-60 seneleri arasıdır. Bu ilk siyasi kavşaktır. İkinci en önemli kavşaklardan birisi de Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçiş kavşağıdır. İttihatçılar muazzam bir istihale dönemine öncülük ve pişdarlık etmişlerdir. İttihatçıların ara veya kavşak dönemi 1908 ile 1918 yılları arasındaki 10 yıllık bir dönemi kapsar. Çalkantılı yıllardır. Osmanlı'dan cumhuriyete geçiş süreci ise 15 yılı kapsamıştır. Masonluk ile ulema ilişkileri konusunda en ibretamiz örneklerden birisi Muhammed Ebu Zehra'nın masonluğa intisabıdır. Merak saikiyle masonluğa girmiş lakin mahfil tarafından bu eğilimi kuşkuyla karşılaştığından yükselememiş ve dolayısıyla merakını gideremeden mahfille ilişkisini kesmek zorunda kalmıştır.
Kavşak olmaları itibarıyla Jön Türkler ilklere imza atmışlardır. İslami anlayışı Türkleştirmek istemişler ve bunu yaparak İngilizlere ve Şerif Hüseyin ve Reşid Rıza gibilerine bol bal malzeme vermişlerdir. Bu da İngilizlerin Arapları ayartmasını kolaylaştırmıştır. İttihatçılar kendi dönemlerinin Yaşar Nuri Öztürk'ü olan Ubeydullah Afgani'yi bulmuşlar ve onunla ulusal İslam anlayışını ikame etmek istemişlerdir. Milli masonluktan maada milli bir dini anlayış geliştirmek istemişlerdir. İttihatçıların önemli karakterlerinden birisi de hadis diliyle ifade edildiği gibi siyasi sibyancılıktır (imaretü's sibyan). Siyasi sibyancılık, siyasetin umum hastalıklarından birisidir. Lenin devrimci çocuksuluktan bahseder. Bu sadece bir kesime mahsus değildir. CIA başkanı Petraeus'un seks skandallarıyla görevinden alınmasını Robert Grenier ' Petraeus: Victim of American infantilism' başlığıyla değerlendirmiştir. Petraeus, Amerikan siyasi sibyancılığının kurbanıdır. Demek ki İttihatçılar Türk siyasi sibyancılığını, Rus Bolşevikler Rus sibyancılığını ve Petraus gibiler de Amerikan siyasi sibyancılığı temsil etmektedirler Masonluk ritüelleri olan seküler bir dindir ve bunun mabedi, mahfil hocası ise üstad-i azamdır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder