-->

10 Eylül 2014 Çarşamba

Günahlarımız Kirlendik

Günahlarımız Kirlendik Tertemiz geldik yokluktan, kirlendik;
Sevinçle geldik dünyaya, dertlendik.
Ağladık, sızladık, yandık, yakındık:
Yele verdik ömrü, toz olup gittik." (Ömer HAYYAM)

Yüce Allah insanoğlunu yaratıp mükemmel bir şekilde donatmış ve ona halifem diyerek dünyaya göndermiştir. İhtiyaçlarını gidermek, rahat ve müreffeh bir şekilde Allah’a ibadet edebilmek kelimenin tek manası ile ona “abd” lık yapabilmesi için kâinatı bir bahçe şeklinde süsleyip, insanoğlunun ihtiyaç duyabilecekleriyle donatmış ve onun hizmetine sunmuştur. İnsanoğlunu hayvanlardan ve meleklerden ayırmak için ona farklılıklar vermiştir. Hayvandan farklı olarak akıl ve melekten farklı olarak da nefis verilmiştir. İnsanın bunları kullanabilmesine göre hayvandan aşağı düşmek veya melekten daha üst bir seviyeye çıkabileceğini bildirmiştir.

İnsanoğlunu bu kadar nimetin içersinde başıboş bırakmamış belli zamanlarda Peygamberler göndererek insanoğluna yardımcı olmuş, yol göstermek ve kaynak olması içinde kitaplar ile desteklemiştir. Peygamberlerin sonuncusu olan Hz. Muhammed’i ve kitapların sonuncusu olan Kur’an-ı kerimi 14 asır önce göndermiştir. Artık peygamber ve kitap gelmeyecektir. İhtiyaçlarımızı gidermek için son kaynaklarımız bize ulaşmıştır. Bu kaynaklar mucizdirler. Kur’anı kerimi, onu açıklayan sünneti ve onu yaşayan son Peygamberi aciz bırakabilecek hiçbir güç bulunmamaktadır. Elimizde dünyada eşi benzeri olamayan bu kaynaklar bulunmasına rağmen yaşamış olduğumuz küre üzerinde huzur bulamıyor, rahatça uyuyamıyor, yüce Allahın bizlere vermiş olduğu nimetlerden dahi adilce faydalanamıyoruz.

İmkânların geniş olduğu bu âlemde ne oluyor da birbirimiz ile kavgayı mutluluğun çaresi olarak görüyoruz? Rüyalarımız hırçınlaşıyor hastalıklarımız artıyor, tebessümlerimiz azalıyor ama yinede arayışımız kavga ile hırçınlık ile birlikte oluyor. 14 asır önce yokluk ve sıkıntılar içinde oluşan o huzur ortamı, rahatlık ortamı saygı ve sevgi ortamı ne olduda bu kadar zenginlikler içerisinde, teknolojinin zirvelerde el çırptığı dönemde ulaşılmıyor? Müslüman’ım diyen toplumlar arasında dahi neden bu kadar karmaşıklık var? Hani kardeş idik? Hani birimizin sıkıntısı hepimizi ilgilendiriyor idi? Hani komşusu aç iken tok yatan bizden değildi?

Ali ŞERİATİ’nin dediği gibi itikati ve ahlaki temellendirmeleri bırakıpta maddiyatı ve ekonomiyi mi olmazsa olmazımız yapıp ideallerimize yerleştirdik? Maddeler içerisinde ruhumuzu ve ahlakımızı mı kaybettik? Gözlerimizi kapatan dünya hazları artık birlikte yaşamamıza engel olup arkadaşımızdan, kardeşimizden uzaklaştırıyor, artık Müslüman Müslüman’ı tanımaz bir hale geliyor.

Hiçbir zaman inanç ve ibadet birlikte yaşamaya engel olmamasına rağmen bugün birbirimize karşı saygı kalmayıp tek doğru kendimizi kabul edip yanlışların cezalarını birey olarak vermeye çalışıyoruz. Bu yaptıklarımız inancımıza ve ahlakımıza uymadığı halde bu davranışlarda üstelemeyi bırakalım. Artık tebessüm ile bakabilme sadakasını yaygılaştırma gayreti olsun bizde.

Ahlak kuralları evrenseldir bu kuralları vicdanlar belirlediği için bizleri kucaklaştırıp birbirimize karşı olan öfkemizi dindirecektir. İnsan vicdanı ile baş başa kaldığında ulaştığı sonuç insanoğlunun ortak paydasıdır. Bütün insanlık içinde bağlayıcı bir özelliğe sahip olan ahlak tarih boyunca kendisine başvurulmayı bir şeref bilmiştir.

Bu kadar bağlayıcı ve birleştirici olan ahlak hiç güneş yüzü göremiyor. Dillerde dolansa da kalplerde yerini alamıyor ve yardımına başvurulmuyor. Buna vurulan prangaların kırılması gerekmektedir. Maddiyat tek başına insanlığı kurtaramaz. Sadece maddiyat ile huzur bulunmaz. Hazları tatmin eden maddiyat ruhlara ilaç olamıyor. Kuş tek kanatlı uçamaz. Maneviyat olamadan ise kuşun iki kanadı tam olamaz. Eğer rahat bir ortam arıyor tebessüm ile karşılaşmak istiyorsak, sadece evimizi parkımızı süsleyip cilalama gayretini bırakıp, bunun yanında kalplerimizi ve ruhumuzu süslemeye de önem verelim ve sıratı müstakim olan orta yolu bulalım. Aksi takdir de gözlerimizi kapatan dünya sevdası hak sevdasını bize unutturuyor ve kalplerimizi mühürlüyor

Sözlerimi ibn-i Sinan’ın nasihati ile bitirmek istiyorum;

“Ey şefkatli ve faziletli kardeşim! Bu erdemli hayatı yaşa, bunun tersi bir hayattan sakın. Gerçek mutluluğu kazanmaya bak, gerçek bahtsızlıktan kendini koru: Sana düşen görev ebedi azaptan korkman ve imrenilecek ebedi mutluluğa değer vermendir. Kardeşinin ve dostunun nasihatini kabul et; bu dünyanın aldatıcı süslerinden vazgeç; ilahi âlemin iyiliklerini kazanmaya bak.” (Mutluluk ve İnsan Nefsinin Cevher Olduğuna İlişkin On Delil.


günah,temizlik,Kirlendik,İnsanoğlu,Ahlak kuralları,dini sohbet, islami sohbet,dini portal, islami portal, dini chat, islami chat,muhabbet,nur sohbet,nur chat,seviyeli sohbet,muhabbet sohbet,muhabbet,dinimuhabbet,chat,mynet sohbet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Blogger tarafından desteklenmektedir.