-->

21 Aralık 2012 Cuma

Küfür Tek Renktir


Sual: “Küfür tek
millettir” deniyor. Halbuki, çeşitli kâfir var. Hepsi de birbirine düşmandır.
Bu sözün açıklaması nasıldır?


Kâfirler, İslâm’a olan düşmanlıklarında
birbirinin dostudur. Menfaatleri olan işlerde birbirine düşmandır. Bir menfaat
için, bir kemik için birbirini yerler. Konu İslâm olursa, hepsi birleşir,
birbirine arka çıkarlar. Bu olaylar çok görülmüştür, aynı oyunlar oynanmıştır.


Kur’ân-ı kerîmde
meâlen buyuruluyor ki:


(Ey îmân
edenler, Yahûdîleri de, Hıristiyanları da dost edinmeyin! Onlar, [İslâma olan düşmanlıklarında] birbirinin dostudur. Onları dost edinen de
onlardan [kâfir] olur. Allahü
teâlâ, [kâfirleri dost edinip kendine] zulmedenlere hidâyet etmez.)
[Mâide
51]


(Zâlimler, [İslâma olan düşmanlıklarında] birbirinin dostudur. Allahtan korkanların
dostu ise Allahtır.) [Câsiye 19]


Allah düşmanları, birbirini iyi tanıdıkları ve
birbirlerinin açıklarını iyi bildikleri için, [merhum
Necip Fazıl’ın tâbiriyle] birbirlerinin aleyhine söyledikleri her şey
doğrudur.


Tevrat’ın tahrif
edilmesiyle başlayan yahudiliğin yozlaşması süresinde ve günümüzde gelinen
noktada bu azgın, lanetlenmiş millet özellikle Müslüman kanı dökmek, dünya
barışını baltalamak, kendi geliştirdikleri sapık Siyonist düşünceleri
doğrultusunda oluşturdukları dünya ve ahiret inancının; mazlum kanı dökerek
kirli emellerinin neticesi Müslüman halkları tehdit ettiği,insanlığa nelere mal
olduğunu göremeyecek kadar zavallı bu alçak topluluk, küçük bir köy halini alan
dünyanın başına bela olmakla kalmayacağını, bulunduğu coğrafyada Müslüman
kardeşlerimizi, masum çoluk çocuk,kadın, genç, yaşlı demeden mazlum kanı dökmekte
devamında büyüyen tehlikenin sinyallerini vermektedir.


Bunun yanında hiçbir şekilde tepki göstermeyen Batı’nın
geçmişi; vahşet, katliam, soykırım -hemen tüm insanlık suçlarının- tarihidir.
Bu vahşet sadece insanların canlarına, mallarına kastetmekle yetinmemiş,
maneviyatlarına, ahlâklarına, insanlıklarına da yönelmiş büyük bir tecavüzdür.
Nitekim son birkaç yüzyıldır insanlık âlemini kasıp kavuran büyük harplerin ve
katliamların tamamına yakını Batı kaynaklıdır.


Bunları
bilmeden Amerika’yı tanımak mümkün değildir. Bosna’da, Çeçenistan’da, Karabağ’da,
Doğu Türkistan’da, Somali’de, Irak’ta, Afganistan’da, Filistin’de ve dünyanın çeşitli yerlerinde Müslümanların zalimlerin tasallutu altında bulunmaları, yaşananları
anlamak mümkün değildir. Sözde insan hakları savunucuları, esasında tek dişi kalmış bir canavarlar.


Nasıl
bir ülke ile karşı karşı karşıya olduğumuzu bilelim, bu zalimlerin ve insanlık
suçlularının oyunlarına gelmeyelim.


Zira
aynı yöntemlerle, Ebu Garib Cezaevi’nde, Felluce’de, Telafer’de, Afgan
dağlarında,


Pakistan
köylerinde, Guantanamo’da ve daha bilinmeyen birçok gizli işkence merkezlerinde
vahşet ve katliam sergileniyor. İslâm ve müslümanlara yaşama hakkı vermek
istemeyen, topraklarını, madenlerini, petrollerini sömürmek, ülkelerini işgal
etmek, siyonizmin emellerini yerine getirmek isteyen Amerika, dünyada huzur,
adalet bırakmamış, savaşların, ölümlerin katliamların, vahşetin sebebi olmuş,
dünyanın düzenini bozmuştur.


“Kitapta
İsrailoğulları’na şu hükmü verdik: "Muhakkak siz
yer(yüzün) de iki defa (iktidar olup) bozgunculuk çıkaracaksınız ve muhakkak
büyük bir kibirleniş-yükselişle kibirlenecek-yükseleceksiniz. Ve nitekim o iki
vaadden ilkinin zamanı geldiğinde, son derece zorlu ve güçlü kullarımızı
üzerinize gönderdik de (sizi) evlerin aralarına kadar girip araştırdılar. Bu,
yerine getirilmesi gereken bir sözdü ve gerçekleşti” (İsra, 4-5)


Ama Rabbimizin vaadi
vardır. Haktır. “Onlar ağızlarıyla Allah’ın nûrunu söndürmek istiyorlar. Halbuki kâfirler
istemeseler de Allah nûrunu tamamlayacaktır. “


(Saff suresi 8.ayet)


Hadis-i Şerif’te,
Yahudilerin taşların ve ağaçların bile arkasına saklanacağı, buna karşın Gargat
ağacından başka bütün taş ve ağaçların:


"Ey
Müslüman, Ey Allahın kulu, Yahudi arkamdadır, gel onu öldür" diyeceği
ifade ediliyor.


(Buhârî,
Tecrid, IX, 73; Tirmizî, Birr, 25; Fiten, 2; et-Tâc, I, 25).

Bahsi geçen hadis-i şerif Sahih-i Müslim’de; Öyle ki
Yahudiler taşların ve ağaçların arkasına saklanacak ama ağaç ve taş dile
gelerek ‘Ya Müslim! Ey Allah (c.c.) kulu! Gel, bak benim arkamda Yahudi var,
buraya gizlendi, benim arkamda, gel onu cezalandır. diyecek. Sadece ‘gargat’
ağacı bunu söylemeyecek çünkü o Yahudi ağacıdır” buyuruluyor.


(Kitab-ul
Fiten H. 2239).


ALLAH’IN YARDIMI ÇOK
YAKINDIR


(ela) "Dikkat edin
ki" (inne) "Muhakkak" (nasrallahi) "Allah’ın yardımı"
(karib) "Yakın, gelecek" Yani çok yakın. Biliyorsunuz, (elemneşrah
leke) suresini. (feinne meal usri yusran inne meal usri yusra) "Hiç şüphe
yok ki, zorluğun yanında bir kolaylık var, zorluğun yanında bir kolaylık
var" Yani sıkıntının, zorluğun yanından, arkasından Cenab-ı Hakk kolaylığı
ihsan eder. Sabredenlere büyük mükafatlar var. Zaferin İslam’da, Kur’an-ı
Kerim’de. Müslümanlara tavsiye edilen zafer kazanmak için edinilmesi gereken
iki şartı nedir?    Sabır ve takva.    (in
tesbiru ve tettegu) "mü’minler eğer sabrederseniz, takva ehli olursanız
zafere erersiniz" deniliyor Kur’an-ı Kerim’de.


(Prof. Dr.Es’ad Coşan 19. 12. 2000, Tefsir Sohbeti)


"Demek ki; acele
etmeyeceğiz. Cenab-ı Hakk mü’min kullarına yardımını gönderir. Bu devirde de
öyle, bizim ülkemizde de öyle. Dünyanın her yerinde böyledir. Sıkıntı çeken
Müslümanlar sabretsinler, takvaya sarılsınlar, muttaki kullar olsunlar.
Allah’ın yardımı yakın. (ela inne nasrallahi karib) Allah’ın rahmeti, yardımı,
lutfu, keremi hepinizin üzerine olsun,


dini sohbet, islami sohbet,dini portal, islami portal, dini chat, islami chat,muhabbet,nur sohbet,nur chat,seviyeli sohbet,muhabbet sohbet,muhabbet chat,mynet sohbet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Blogger tarafından desteklenmektedir.