Hidayet
Allah’tandır. Cenab-ı Hakk hidayeti herkese eşit gönderir. Kulların burada
alırlarına, kabiliyetlerine, Allah tarafından gönderilen elçilere olan bağlılıkları,
yüce yaratıcımızın kelamını muhatap almaları, yönlerini Rahmani anlamda
yüzlerini Allah’a çevirmeleri açısından gerçekleşecek olan doğru yolu bulma,
hidayete erme hadisesi cereyan etmekle beraber, hidayeti istemenin önemini
vurgularken, hidayete tabi olmanın amel noktasında gereğinin altını çizmek
gerekir.
Bu dünya hayatını yaşarken, Allah’tan gelen
hidayetle biz kullar emir ve yasakların uygulamalarını hayatımıza yansıtırken
olan heyecanımızda bazı bilinç dışı hareketlerle, söylemlerle zedelense de;
bizler içimizde yeşeren iman filizlerinin baltalanmasına fırsat vermemeliyiz.
Yanan kulluk ateşini canlı tutma hedefimiz ve yılmaz gayemiz olmalıdır.
İslam olmakla beraber kulluğun şevkini
ruhumuza, hayatımıza nakşederken çevremizle olan etkileşimde bir takım yanlış
ifadeler bizi başladığımız kulluk vazifesinde ve yarışında geriye düşürmemeli,
bizi soğutmamalı, alıkoymamalı.
Oysaki Kur’an-ı Azimmüşşan’da Rabbimiz;
İnsanı “kim daha güzel amel işleyecek diye denemek için yaratmış ve dünyaya
göndermiştir.” (Mülk, 67:2) Ahirette herkesi ameline göre hesaba çekerek
yargılayacaktır. (Tövbe, 9:94, 105; Yasin, 36:54) “Zerre kadar hayırlı amel
işleyen onun karşılığını, zerre kadar şerli amel işleyen de onun karşılığını
görecektir.” (Zilzâl, 99:7-8) buyurmaktadır.
Gelişen hadisenin bazı örneklerle bunları
belirtirsek, bilahare konunun anlaşılması daha net olacaktır. Öncelikli
yanlışımızın ne olduğu hususunda kabullenmemizin hassaten arz-ı endamı
gerekiyor. Her şeyi bilir havasının bizleri getirdiği noktaya parmak basmak,
oluşan bu hamdikapın vahim durumunu gözler önüne sermek vacip olmuştur.
Gerçeklerin idrakindeyiz biliyoruz her
şeyi,
Kulluk ve amelde gevşeklik neyin
nesi,
Günümüz bozulmuş düzenin gerekçesi,
İnan ki seninkinden farklı değil
bahanesi.
Gönül
muradı yaptığımız ibadetlerin hazzını iman daireside yaşarken, yaşatma adına
bir takım gayretler içine girdiğinizde mutlak manada belki bilmeden yolunuza
taş koyulması hadiselerin başındadır. Mesela bir vakte kadar Namazdan uzak bir
yaşantınız vardı lakin Namaza başladınız ve Namaz kılıyorsunuz artık ve coşkusu
azalarınızda, yüreğinizde kendinizi bulmuşsunuz kul olmuşsunuz, bir müddet
sonra paylaşmak istiyorsunuz çevrenizdeki insanlarla; devamında vesile olmak
adına kendinize yön tayin ediyorsunuz. Kimileri bu hareketin büyüklüğünü
kavrayamadığından küçümser ifadelerle "Hocam", "Vay uçuyorsun
mübarek" daha ileri giderek "Başımıza hoca kesildin" tarzı
ifadelerle kendi eksikliğini kapatma yoluna giden tutumlar sergilemeleri nasıl
bir mantığın ürünüdür anlamak lazım. Bunun yanında dedik ya her şeyi çok
biliyor da, yine de başkalarından bir şeyler öğrenmek istiyor; gel gör ki iki
kelimede derin manalar arayan ama halden anlamayan dünya hayatının neşe ve
eğlencesine ram olan, kelam itibariyle mangal da kül bırakmayan kompleks bir
tavır geliştirmeleri, ruhsal bir çatışmanın tahlillerini bize sunarken,
esasında yaptıkları yanlışın farkındadırlar bir nevi. O sebeple genel anlamda
muhalif konumundadırlar. Eyvallah demeleri zor olduğundan olaylara karşı, bunun
yerine ben bilirim edaları nefsi ve hevai bir anlayışın tezahürüdür. Doğrulara
amenna demenin yanında eleştirisel mütalaalar zihinlerinde yer eder. Kendi
doğrularını dillendirirler çağrışımlarını terennüm ederler. Bu durumdan halas
olmaları öncelikli olarak bakış açılarını değiştirmeleri, yersiz kuruntulardan
kendilerini alıkoymalarıyla mümkündür.
İbadet, kulluk denince,
Herkes imam olmuş kendince,
Bilmişlik edaları var bence,
Bilinmez halleri nasıldır
nice.
Her şey bir yana mü’minler birbirlerine
müşfik ve destekleyici olmalı, köstek olmamalı. Kulluk yarışında hased
bulunmamalı, talip olunan kutsal davada bilincli hareket etmeli, kin gütmemeli.
Başkalarının hata ve kusurları bizim tesellimiz olmamalı. Kendimize çeki düzen
vermeliyiz. Kendi ayıp ve kusurlarımızla ilgilenmeliyiz.
Sadi
Şirazî anlatıyor:
“Çocukluğumda
bir gece ibadet etmek niyetiyle, babamla birlikte geç vakte kadar oturmuştum. Bir
ara pencereden dışarıya baktığımda, komşu evlerin karanlık olduğunu görerek;
“Baba”
dedim “Ne olurdu şu evlerdekiler de kalkıp iki rekât namaz kılsalardı. Ölü gibi
uyuyorlar”
Babam beni
şaşırtan şu cevabı verdi:
“Canım
oğlum! Bu ibadetinden dolayı kendini üstün görüp halkı çekiştireceğine, keşke
sende uyusaydın.”
Bir kıssa alınacak çok hisse var,
tasavvufta, yani takva yaşantısında, hiç kimsenin ayıbına bakma, kimsenin
ayıbını kusurunu başkalarına aktarma, anlatma, ayıplı olan kendine dön, nefsine
dön, gözü perdeliyiz hepimiz ne görüyoruz da, gördüğümüz fani Dünyanın fani
işleri, birde Dünya gözüyle değil kalp gözüyle görenler vardır ki, işte onlar diyorlar
ki kendi ayıbın yeter onları düzeltmeye çalış, herkes bu düşünceyle hareket
etse, işte bitti, her hareketimize dikkat eder, etrafımızda güllük gülistanlık
olur.
Allah c.c. cümlemize ibret almayı,
neye bakarsak bakalım Allah (c.c) hatırlayarak bakmayı rızasına uygun hal ve
hareketlerde bulunmayı nasip eylesin.
Allah’a c.c. emanet olunuz selam ve
dua ile.
dini sohbet, islami sohbet,dini portal, islami portal, dini chat, islami chat,muhabbet,nur sohbet,nur chat,seviyeli sohbet,muhabbet sohbet,muhabbet chat,mynet sohbet
21 Aralık 2012 Cuma
- Home
- seviyeli sohbet
- Müminler Birbirine Destek Olmalı
Müminler Birbirine Destek Olmalı
acemimemet 06:52 0 Comments
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Blogger tarafından desteklenmektedir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder