-->

3 Temmuz 2013 Çarşamba

Üstünlük Takva iledir

Müslümanlar arasında hiçbir zaman soy, ırk veya sınıf farkı gözetilmez. Bütün Müslümanlar eşittir. Zira Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyuruyor:“Müslümanlar bir tarağın dişleri gibidirler.”Müslümanlar arasında üstünlük kabile veya ırk ile değil ancak takva iledir.Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah katında en değerli ve en üstün olanınız, O’ndan en çok korkanınızdır.” (Hucurat: 13)

Allah-u Teâlâ insanları kabile ve milletlere ayırmasının sebebinin, onların birbirlerine üstünlük taslamaları değil birbirlerini tanımaları olduğunu ve üstünlüğün de ancak takva sahiplerine ait olduğunu bildiriyor.     İslam devletinde Müslümanlar arasında sınıf, soy veya ırk ayrımı olmadığına göre yönetim de belli bir soy, ırk veya sınıfa ait değildir.

Devleti idare edecek kişiler ya alimler grubu (ehli hal ve’l akt) tarafından seçilir ya da bir önceki halifenin tayin ettiği kişi bu görevi yürütür. Seçilen halife ise Allah-u Teâlâ’nın koyduğu kanunlarla hükmettiği müddetçe meşrudur ve itaat edilir.

Şayet halife Allah-u Teâlâ’nın emirlerine uymaz ve Allah-u Teâlâ’nın hükümleriyle hükmetmezse ona itaat edilmez ve bütün Müslümanların onu o mevkiden indirmek için cihad etmeleri farz olur.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Rasûle ve sizden olan emir sahiplerine de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız onu Allah’a ve Rasûle götürün. Bu hem hayırlı hem de netice bakımından daha iyidir.” (Nisa: 59)

Ayette de belirtildiği gibi itaat edilmesi gereken ulul emr Allah’a ve Rasûlüne itaat eden ve bütün işlerinde onlara baş vuran emirdir.     İşte İslam devletindeki itaat edilecek halife böyledir. Bu devlette idarecilik babadan oğula geçen ırsi bir müessese değildir. Bunun gibi idare devleti kendi arzu ve isteklerine göre yöneten bir krala veya halkın isteklerine göre hüküm veren demokratik bir meclise ya da belli bir kabileye de ait değildir.

İdare ancak yalnız Allah’ın hükümleriyle hükmeden, Allah ve Rasûlünün koyduğu ölçüler çerçevesinde seçilen Müslüman halifeye aittir. Bu halifeye Allah-u Teâlâ’nın koymuş olduğu ölçüleri aşmadıkça itaat edilmesi gerekir. Bu halife seçilirken de onun soyu, ırkı ve adaletine değil takvasına bakılır.     İslam nuru kalplerine nüfuz etmiş olan o örnek muhacir ve ensar toplumu asla yönetimin kendi ellerinde olması için mücadelede bulunmamışlardır.

Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in ilk kurduğu bu devlette muhacirler devleti kuran biziz onun için idare de bizde olması gerekir, iddiasında bulunmadıkları gibi, ensarlı Müslümanlar da devlet bizim yurdumuzda kurulmuştur; bunun için idarenin de bize ait olması gerekir, iddiasında bulunmamışlar, kardeşlerine idare verildi diye onları kıskanmamışlardı.

Allah-u Teâlâ bu örnek iki sahabe grubu hakkında şu ayetlerini indirmiştir:

“Allah’ın verdiği bu ganimet malları, yurtlarından ve mallarından çıkarılmış olan, Allah’dan bir lütuf ve rıza dileyen, Allah’ın dinine ve Rasûlüne yardım eden fakir muhacirlerindir. İşte doğru olanlar bunlardır. Daha önceden Medine’yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler kendilerine göç edip gelenleri severler ve onlara verilenler karşısında içlerinde bir kaygı duymazlar. Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir.”  (Haşr: 8-9)

Ayetin devamında ise; daha sonra gelecek olan ümmetlerden razı olacağı kimseleri Allah-u Teâlâ şöyle belirtiyor:

“Bunların arkasından gelenler şöyle derler: Rabbimiz! Bizi ve iman ile daha önce bizi geçmiş din kardeşlerimizi bağışla! Kalplerimizde iman edenlere karşı hiçbir kin bırakma! Rabbimiz şüphesiz ki sen çok şefkatli, çok merhametlisin.” (Haşr: 10)     Bu ayetlerde Allah-u Teâlâ gerek muhacir ve ensardan gerekse onlardan sonra gelen nesillerden razı olduğu kimselerin bir özelliğine dikkat çekiyor.

Onlar kardeşlerine verilen şeylerden dolayı birbirlerine kin duymazlar.

Yani gerek ganimet hususunda gerek idare hususunda, bunlar kendilerine verilmedi diye asla birbirlerine kin duymazlar. Çünkü onların imanları, bunları layık olanlara vermeye sevk eder.

İşte İslam cemaatinin örnek alması gereken kişiler bu ayetlerde vasfı geçen kimselerdir. Yoksa cahiliyet adetlerinin ürünleri olan yönetim biçim ve sistemlerini savunan küfrün çığırtkanları değil…

dini sohbet,islami sohbet,dini chat,islami chat

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Blogger tarafından desteklenmektedir.