-->

4 Eylül 2014 Perşembe

Allah'a Hizmet Eden Müslümanlar

Allah'a Hizmet Müslümanlar Allah yolunda hizmet sizi mutluğunuz mihenk taşıdır sevgili kardeşlerim. Ne kadar Allah için olursanız, o oranda mutluluğunuz artar.

Unutmayın ki sadece 2 nevi insan yaşar.

Allah’a hizmet edenler,
Şeytana hizmet edenler.
Bir insan Allah’a ulaşmayı dilemediği sürece o, kendisine veya bir başkasına manevî bir tesirli, derecat kazandıracak hizmet yapamaz.

Dînin temelinde bir dilek yatar: Allah’a ulaşmayı dilemek. Bu yoksa İslâm’ın 5 tane şartını bir ömür boyu tatbik etse o kişi, cehennemden kurtulamaz.

Allah’ın yolu bir dilekle başlar. Allah’a mülâki olmayı, ruhumuzu hayattayken Allah’a ulaştırmayı dilemek, tek başına bir kurtuluş reçetesidir. Bir insanı cehennemden kurtarır.

Sonra Allahû Tealâ o kişiye mutlaka mürşid sevgisi vererek mürşidine ulaştırır. Tâbî olduğu zaman kişi kalbinde büyük bir şevkle tâbî olur ve görevlerini en güzel standartlarda gerçekleştirmeye başlar. Bu görevlerin arasında en önemlisi namaz değildir, en önemlisi zikirdir. İslâm’ın 5 şartı arasında olmayan zikir…

Neden zikir en büyük ibadettir? Allahû Tealâ Ankebût Suresi 45. âyet-i kerimesinde açıkça söylüyor:

29 / ANKEBÛT - 45: Utlu mâ ûhıye ileyke minel kitâbi ve ekımıs salât(salâte), innes salâte tenhâ anil fahşâi vel munker(munkeri), ve le zikrullâhi ekber(ekberu), vallâhu ya’lemu mâ tasneûn(tasneûne).
Kitaptan sana vahyedilen şeyi oku ve salâtı ikâme et (namazı kıl). Muhakkak ki salât (namaz), fuhuştan ve münkerden nehyeder (men eder). Ve Allah'ı zikretmek mutlaka en büyüktür. Ve Allah, yaptığınız şeyleri bilir.

“Ama zikrullah (Allah’ı; “Allah, Allah, Allah, Allah, Allah…” diye zikretmek) daha büyüktür.”

Namaz münkerden ve fuhuştan men eder. Ama zikir, namazdan daha büyük bir ibadettir sevgili kardeşlerim. Böyle olmasına rağmen, namazdan daha büyük olan bu ibadet, İslâm’ın 5 şartında yer almıyor.

Şeytan bütün insanlara, onların kendi zihinlerinden geçiyormuş gibi hissettirerek, hep onları negatif istikamette kendi düşünceleriymiş zannettirerek örgütler ve de örgütlemesi daima, kesintisiz olarak negatif istikamettedir. Yani bütün insanları Allah’ın yolundan ayırmak ve cehenneme ulaştırmak istikametindedir.

İnsanoğlu Allah’a ulaşmayı dilemedikçe Allah’ın hizmetinde olamaz. Allah’ın yolunda değildir ama hiç farkına bile varmadan şeytana bir ömür boyu hizmet edecektir.

Neden? Çünkü onun aklına getirilecek olan negatif faktörler, negatif hedefler şeytan tarafından ona yüklenecektir ve de Allah’ın emirleri dururken, şeytanın kendisine telkin ettiklerini, kendi aklının telkin ettikleri zannederek tatbik edecektir.

Burada çok büyük bir aldanma olayı var. İşte böyle olunca bütün insanlar şeytanın kendilerine verdiği hedefleri, akıllarının kendilerine verdiği hedefler zannederler. Şeytan onların mantıklarını da aynı istikamette kullanmalarını dizayn edecek olan, oluşturacak ve geliştirecek olan düşüncelerle onlara yaklaşır. O insanlar samimidirler, o düşüncelerin kendilerine ait olan bir düşünce olduğunu zannetmektedirler. Ama aslında şeytan devreye girmiş ve dizginleri ele almıştır.

Ne zaman aklınızdan negatif bir şey geçiyorsa o, şeytanın sizi kullanmak için sizin düşüncenize benzeterek size ulaştırdığı düşünceleridir. Hedef gösterir, hepsi negatiftir. O zaman elinizde sağlam bir kıstas var: Bir tarafta Allah’ın emrettikleri var, bir tarafta Allah’ın yasak ettikleri var. Ne zaman size iç dünyanız veya düşünceniz, Allah’ın yasak ettiği bir fiili işleminizi söylerse ve onu yaptırmak istikametinde bir dilekte bulunursanız iç dünyanızdan, bilin ki o, şeytanın sizi tuzağa düşürmek üzere harekete geçtiğini gösterir.

Allah neyi emretmiş, biliyorsunuz. Neyi yasak etmiş, onu da biliyorsunuz.

Allah’ın insanın hayatı boyunca devam edecek bir statüde ilk emrettiği şey, Allah’a mülâki olmayı dilemektir.

Bu zemindir, binanın temelini teşkil eder. Bunun üzerine mürşide ulaşmak bina edilir. Onun üzerine ruhun Allah’a ulaşması tahakkuk eder. Sonra fizik vücudun Allah’a teslimi, sonra nefsin teslimi, sonra irşad olmak, sonra da iradeyi Allah’a teslim etmek.

7 tane safha, 4 tane teslim;

Ruhun,
Vechin (fizik vücudun),
Nefsin,
İradenin Allah’a teslimi.
Burada kişinin seçeceği seçim noktası son derece önemlidir; ya Allah’ın yolu; Allah’a ulaşmayı dilemek ya da şeytanın yolu.

Allah’a ulaşmayı dilemeyen herkes, istese de istemese de şeytanın yolundadır. Allah’a hizmet etmiyor, şeytana hizmet ediyor.

Neden? Evvelâ o insan Allah’a ulaşmayı dilememişse kendisini cehenneme götürecek olan bir yoldadır. Dilemediği sürece cehennemden kurtulması mümkün değildir.

Allahû Tealâ buyuruyor ki:

30 / RÛM - 31: Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).
O'na (Allah'a) yönelin (Allah'a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.

30 / RÛM - 32: Minellezîne ferrakû dînehum ve kânû şiyeâ(şiyean), kullu hızbin bimâ ledeyhim ferihûn(ferihûne).
(O müşriklerden olmayın ki) onlar, dînlerinde fırkalara ayrıldılar ve grup grup oldular. Bütün gruplar, kendilerinde olanla ferahlanırlar.

Şeytan, insanlara dünya hayatını süslü gösterir. İnsanları görebilecekleri, hissedebilecekleri bir dünyanın içinde onları cezbeden, onları cehenneme götürecek şeylere doğru sevk eder.

Böyle bir sevkin tesirinde olan insanlar, Allah’ın kendileri için hazırladığı dünya cennetini de yaşayamazlar, ahiret cennetini de yaşayamazlar. Hayatları bu dünyada da cehennemdir, öbür dünyada da cehennemdir.

Sahâbe için de Allahû Tealâ aynı şeyleri söylüyor. Sahâbe de vaktiyle şeytanın kulu iken, sonra Allah’ın kulu olmuşlardır.

39 / ZUMER - 17: Vellezînectenebût tâgûte en ya’budûhâ ve enâbû ilâllâhi lehumul buşrâ, fe beşşir ıbâd(ıbâdi).
Ve onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah'a yöneldiler (Allah'a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!

Öyleyse, Allahû Tealâ’nın muhtevasında insanlar, başlangıçta hep şeytanın kullarıdır. Herşey bir dilekle başlar.

Allah’a ulaşmayı dileyen kişi, dilediği an takva sahibi olur. Bu, 1. kulluktur.
Sonra mürşidine tâbî olacaktır; 2. kulluk.
Sonra ruhunu Allah’a ulaştıracaktır; 3. kulluk.
Bu 3 tane kulluğu Allahû Tealâ bütün insanlığa hibe etmiş, karşılıksız vermiş. Demiş ki: “Siz sadece Bana ulaşmayı dileyeceksiniz. Ben sizi kendime ulaştıracağım.”

Bir tek dilek sevgili kardeşlerim;

"Ey yüce Allah'ım! Nasıl onca ermiş (Allah'a ermiş) evliyan varsa, ne olur benim de ruhumu ölmeden evvel Sana ulaştır. Beni de ermiş kullarının arasına al, amin. " diye kalpten bir dileğin sahibi olmamızı istiyor Allahû Tealâ.

İnsan Allah’a ulaşmayı dilediği anda, tagutun kulu olmaktan kurtulmuştur, Allah’ın kulu olmuştur. Bu konuşma Allah’a hizmettir. Çünkü İnsanlara yapılan bir hizmet, Allah’a hizmettir.

Öyleyse ey henüz Allah’a ulaşmayı, ruhunu hayattayken Allah’a ulaştırmayı dilemeyen muhterem izleyenler veya radyomuzdan bizi dinleyenler! Ne duruyorsunuz? Kurtuluş ayaklarınızın altında! Sadece bir dilek!

Bunca gayretimiz, bunca çalışmamız arkasında neyi taşıyor zannediyorsunuz sevgili izleyenler? Hepinizi kurtarmak için varız ve bir tek dileğiniz bu kurtuluş için yeterli. Ama dilemiyorsunuz. Büyük çoğunluğunuz söylediğimizin farkına bile varamıyorsunuz.

O zaman bir sualle bitirmek istiyoruz bu konuşmamızı sevgili izleyenler ve dinleyenler...

Kendinize yazık etmiyor musunuz?

Allahû Tealâ’nın huzurunda hepinizi selâmlıyoruz ve sözlerimizi burada bitiriyoruz inşaallah.

 

dini sohbet, islami sohbet,dini portal, islami portal, dini chat, islami chat,muhabbet,nur sohbet,nur chat,seviyeli sohbet,muhabbet sohbet,muhabbet,dinimuhabbet,chat,mynet sohbet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Blogger tarafından desteklenmektedir.